hatayın ana vatana katılması, mustafa kemal atatürkün vasiyeti Musul, musul sorunu nedir, misakı milli sınırları nelerdir, misakı milli nedir, musul petrollari, lozan, lozan antlaşması, Kerkük, musul tarihi, musul kültürü

Musul, Türk dış politika tarihinin üzerinde en fazla konuşulan, tartışılan konularından birincisi. Bu vatan toprağının nasıl elden çıktığı ile ilgili tarihsel tartışmalar neredeyse yüzyıldır sürekli tekrarlanmakta. Peki nedir bu Musul Meselesi ve Misak-ı Milli Sınırları dahilinde olmasına rağmen neden ve nasıl kaybedildi?

Musul Nerede, Ne Kadar Geniş?

cedkan;musul meselesi;musul sorunu

Aslında Musul derken kastedilen sadece bu gün Irak’ın bir ili olan Musul kenti değil. Çok daha geniş bir alanı kapsayan Osmanlı Dönemindeki Musul Vilayeti. Musul o dönemde Süleymaniye ve Sancaklarını da kapsayan; 17 Kaza, 28 Nahiye ve 2314 köyden oluşan, yaklaşık 75.000 km2 yüz ölçümüne ve 503 Bin nüfusa sahip büyük bir vilayetti.

Musul’un Tarihteki Yeri ve Önemi

musul kültütü-musul tarihi-musul nerededir-musulun önemi-musul petrolleri

Musul ve çevresi Anadolu ve Asya arasında yer aldığı için tarih boyunca önemini korumuş, önemli kültür ve medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir bölgeydi. İlk çağların büyük Asur ve Babil burada kurulmuş ve yaşamıştı. Bölge İslam egemenliğine Hz. Ömer zamanında girdi. Emeviler ve Abbasiler devinde önemini korumaya devam eden bölgeye Türklerin yerleşmesi Abbasiler Döneminde oldu. Bu dönemde kitleler halinde İslamiyet’e geçen Türk boyları burada Bizans İmparatorluğuna karşı bir nevi sınır koruyucusu olarak yerleştirilmeye başlandı. Bölge 9. Yüzyılın son çeyreğinde Müslüman olan Türklerin kurduğu ilk bağımsız devlet olan Tolunoğulları’nın hâkimiyetine girdi ve sonraki bin yıl boyunca da hep Türk egemenliği altında oldu.

Kim Fethetti ve Hangi Zaferle Alındı

musul'un fethi-musul sorunu-musul nerededir-82 musul

1056 yılında Selçuklu Devletine bağlanan Musul bu tarihten itibaren farklı Türk devlet ve beylikleri tarafından yönetildi. Osmanlı Hâkimiyeti öncesinde bölgede hepsi de Türk devlet ve beylikleri sayılan Zengiler, Timurlular, Akkoyunlular ve Safeviler hâkim olmuştu. 1517 tarihinde Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Zaferi ile Osmanlı Toprağı olan Musul I. Dünya Savaşı sonuna kadar 400 yıl boyunca hep Türk toprağıydı.

Bir Anda Önemi Neden Arttı?

cedkan;musul meselesi;musul sorunu

19. yüzyıldan itibaren bir enerji kaynağı olan petrolün öneminin keşfedilmesi ve bölgenin zengin petrol yataklarına sahip olduğunun Avrupalı sömürgeci devletlerce fark edilmesi üzerine Musul’un önemi daha da artmaya başlar. İngilizler, Fransızlar ve Almanlar arkeolojik kazı gibi çeşitli bahanelerle bölgeye gelip incelemelerde bulunmuş ve bölgenin zengin petrol yataklarına sahip olduğunu fark etmişlerdi. Özellikle İngiltere 1910’lu yılların başlarından itibaren gerek petrol kaynakları gerekse sömürge kaynağı olan Hindistan’a ulaşım alternatif yolu açısından taşıdığı ekonomik ve stratejik önem nedeniyle Irak’ın geneline ve özellikle Musul vilayetine göz dikti.

İngilizler Musul’u Almayı Nasıl Başardılar?

lozan-maddeleri-kutul-amare-zaferi-mudanya-ateşkes-anlaşması

1914 yılında başlayan I.Dünya Savaşı İngiltere ile ilgili emellerini gerçekleştirmek için bir fırsat olmuştu. Savaş başlar başlamaz petrol sahalarını ele geçirmek amacıyla tüm güçleriyle bölgeye saldırarak, Bahreyn ve Basra’yı işgal ettiler amaç bir an önce Bağdat’ı almaktı. Fakat Osmanlı Ordusu’nun güçlü direnişi ve Kut-ul Amare’de ağır bir hezimete uğramaları planlarını alt üst etti. Ancak savaşın sonlarında 1918 yılında aldıkları takviyelerle iyice güçlenerek Bağdat’ı alabilmiş ve nihayet zengin petrol yataklarının bulunduğu Musul önlerine ulaşabilmişlerdi. Fakat tam da bu dönemde savaş sona erdi ve 30 Ekim 1918 tarihide Mondros Ateşkes Anlaşması imzalandı.

Mondros İngilizler İçin Bir Hata mıydı?

mudanya ateşkes anlaşması

İngilizler ateşkes anlaşması imzalandıktan sonra çok büyük bir hata yaptıklarını fark ettiler. Almak için yıllardır savaştıkları Musul hala Türklerin hâkimiyetindeydi ve üzerinde Osmanlı Sancağı dalgalanıyordu. İngilizler ateşkese rağmen anlaşmanın meşhur 7. Maddesindeki “Lüzum görülen stratejik yerleri işgal etme” maddesine dayanarak 15 Kasım 1918 tarihinde Muslu’u haksız ve hukuksuz bir şekilde işgale başladılar ve 30 Kasım 1918’de Musul İngilizler tarafından tamamen işgal edildi.

İşgal Uluslararası Hukuka Aykırıydı

musulun işgali-musulu kim işgal etti-musul neden önemli

Böylece Musul Vilayeti haksız bir oldu-bitti ile Türklerin elinden alınmış oldu. Bu hiçbir siyasi, tarihsel, hukuksal varlılığı olmayan ve bu vilayette yaşayan insanlarında rızasına aykırı bir işgaldi. 28 Ocak 1920 tarihinde Osmanlı Meclisi tarafından kabul edilen Misak-ı Milli belgesinde de bu işgale karşı çıkılıyor ve Musul vatan toprağı olarak tarif edilerek iadesi gerektiği savunuluyordu.

İngiltere Demokrasiye Karşı Çıktı

musul sorunu nedir-misakkı milli sınırları nelerdir

Kurtuluş savaşının ardından Ekim 1922’de başlayan Lozan Konferansı’nda üzerinde en büyük tartışmaların yürütüldüğü konu Musul Meselesi oldu. Osmanlı Devleti Musul’un ateşkesten sonra  haksız yere işgal edildiğini dile getirerek Musul’un Misak-ı Milli’nin vazgeçilmez bir parçası olduğunu ve üzerinde yaşayan insanlarında kendisiyle; dil, din, kültür ve tarih bağlarıyla bağlı olduğunun altını çizerek Plesibit yani halk oylaması yapılarak kararı burada yaşayan halkın vermesi gerektiğini dile getiriyordu. İngiltere ise gerek zengin yer altı kaynakları gerekse sömürgeleri olan Hindistan yolunun güvenliği bakımından ele geçirilmesi zorunlu görülen stratejik, ekonomik ve istihbari öneme sahip bir bölge olan Musul’u mandası olarak kurmuş olduğu Irak’a bağlamak suretiyle kendi egemenliği altına almak için her türlü çabayı gösteriyor, bu konuda hiçbir taviz vermiyordu. Hatta İngilizler o noktaya gelmesi durumunda Musul için savaşmaktan çekinmeyeceklerini dahi söylemişlerdi.

Konferansın Akıbeti Ne Oldu?

lozan anlaşması-kerkük-82musul

Böylece görüşmeler çıkmaza girdi ve konferans dağıldı. İkinci kez toplanan konferansta Musul konusu haricinde her konuda mutabakaya varılmış ancak Musul yine bir çözüme kavuşturulamamıştı. Sonunda Musul konusunun ayrıca ele alınması kabul edildi ve 24 Temmuz 1923’te Hâlâ tartışma konusu olan Lozan Anlaşması imzalandı. Anlaşmanın 3. Maddesine göre eğer 9 ay içerisinde İngiltere ile Türkiye Musul konusunda kendi aralarında bir anlaşmaya varamazlarsa sorun Milletler Cemiyetin’de çözülecekti.

Milletler Cemiyeti’nin Tutumu Ne Olacaktı?

mudanya-ateşkes-anlaşması-lozan-maddeleri-milletler-cemiyeti

Aslında belki de Musul’un kaybedildiği an bu andı. Çünkü dönemin egemen gücü İngiltere tarafından kurulmuş olan Milletler Cemiyeti’nin o tarihte daha üyesi bile olmayan Türkiye lehine bir karar vereceğini düşünmek pek de gerçekçi değildi. Nitekim konuyu Milletler Cemiyetine taşımayı hedefleyen İngilizler 19 Mayıs 1924’te İstanbul’da başlayan görüşmelerde Türk görüşlerini hiç dikkate almadıkları gibi daha da çirkefleşerek Hakkari Vilayeti  üzerinde de hak talep etti. Böylelikle görüşmeler  5 Haziran 1924’te sona erdirildi ve sorun Milletler Cemiyetine gönderildi. Milletler cemiyeti meclisi de 16 Aralık 1925’te Türk tarafının tepkilerini ve temsilcilerini geri çekmesine karşın Musul’u İngiliz mandası altındaki Irak Arap Krallığı’na bağlanması doğrultusunda yanlış bir karar aldı.

Musul’u Almak için Askeri Operasyon Hazırlıkları

hatayın-ana-vatana-katılması-hatayın-kurtuluşu-cedkan.com-musul-meselesi-misakı-miili-sınırları

Hiç şüphe yok ki genç Türkiye Cumhuriyeti Musul’dan vazgeçmemek için büyük çaba göstermişti. Mustafa Kemal ATATÜRK’te bu konuda son derece ısrarlı ve karalı davranmış, değişik tarihlerdeki demeçlerinde Musul’un ana vatandan ayrılmaz bir Türk yurdu olduğunu defalarca vurgulamıştı. Hatta daha Lozan öncesinde 13 Kasım 1922’de yabancı basına verdiği demecinde “Avrupa’da İstanbul’dan ve Meriç’e kadar Trakya, Asya’da Anadolu Musul arazisi ve Irak’ın yarısı, Makedonya’yı ve Suriye’yi terk ettik. Fakat artık arkada kalan ve sırf Türk olan her yeri ve her şeyi steriz. Bunları kurtarmaya azmettik ve kurtaracağız” demişti. Lozan Konferansı sonrasında Musul konusunun çıkmaza girmesi, Türkiye’yi bölgeyi savaşarak kazanma düşüncesine dahi yöneltmişti. O dönemde Savunma Bakanlığı tarafından ‘çok gizli’ kaydıyla bir harekât planı hazırlanmış, fakat uygulanamamıştır. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Musul üzerinde bir askeri harekâtı çeşitli zamanlarda tartıştığını hatta Kazım Karabekir’e Musul’un alınması için hazırlık yapması talimatını verdiği, Kazım Karabekir’in anılarında da belirtilmektedir. Ancak o dönem İngilizlerin kışkırtmaları sonucu patlayan Şeyh Said İsyanı ve Nasturi Ayaklanmalarıyla iç karışıklıklar böyle bir askeri harekâta izin vermedi ve Türkiye sonunda Anlaşmayı kabul etti. Türkiye Cumhuriyeti ile İngiltere arasında 5 Haziran 1926 tarihinde imzalanan Ankara Anlaşmasıyla da Türkiye Musul’u vermeyi kabul etti. Aynı anlaşma ile Türkiye’ye 25 yıl süreyle Musul’un petrol gelirlerinden %10 pay alma hakkı tanınmıştı. Ancak Türkiye daha sonra 500 Bin İngiliz sterlini karşılığında bu paydan da vazgeçti.

Atatürk’ün Vasiyeti

musul meselesi nedir-musul sorunu

Kim bilir belki de Mustafa Kemal ATATÜRK o dönem şartlarında alamadığı Musul’u tıpkı Hatay Meselesinde olduğu gibi uygun zaman ve koşullarda, gerekirse askeri yollar kullanılarak Türkiye topraklarına katmayı düşünüyordu. Ancak bu mümkün olmadı. İsmet İnönü’nün Bülent Ecevit’e Atatürk bana koşullar oluştuğu zaman” Musul’u al” diye vasiyet etti demesi bunun en büyük göstergesi.

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorum yazınız !
Lütfen isminizi giriniz