Rorhschild Ailesi Amblemi-Rothschild Hanedanı
Rorhschild Ailesi Amblemi-Rothschild Hanedanı

Rothschild, bu isim tüm dünyada akıl almaz zenginlik ve karanlık söylentilerle özdeşlemiş durumda. 200 yıla yakındır bu aile, dünyanın en zengin ve en güçlü ailesi olma unvanını koruyor. Bir teoriye göre Rothschild Ailesi dünyayı kontrol eden 13 aileden biridir. Dünyada birçok insan Rothchild ’lerin bu serveti dürüst yollardan kazanmadıklarını düşünür. Buna karşı görüşlü insanlara göre ise bu iddianın ortaya çıkış nedeni ailenin özenle koruduğu gizlilik ilkesidir. Mesela ailenin toplam servetinin miktarı bilinmiyor. Bu nedenle bu aile üyelerini dünya zenginleri listesinde göremezsiniz.

18.yüzyıldan beri dünyadaki tüm savaşların gizli finansörleri oldukları iddia edilen ailenin etrafı karanlık sırlarla çevrilidir.

19.Yüzyılda zengin olmak zor değil. Çağın yükselen değerlerini doğru yakalayabilen her insan en fazla birkaç yıl içinde iyi bir servet edinebiliyor. Dünyanın en zengin insanlarından biri olan Microsoft’un kurucusu Bill Gates sadece birkaç yılda zengin oldu. Fakat 19. Yüzyılın ilk milyonerleri için işler bu kadar kolay yürümüyordu.

Rothschild Ailesi Zengin Olma Hikâyeleri

baron-derothschild-ailesi-jacob-rothschild-bill-gates-dünyayı-yöneten-aile
Mayer Amschil Rothschild-Rothschild Hanedanlığı Kurucu Üyesi

Rothschild Ailesinin hikâyesi 18. Yüzyılda Frankfurt’un yoksul bir gettosunda başlıyor. Mayer Amschel Rothschild ve eşi Gutle Schnapper Rothschild’in 5 kız 5 erkek olmak üzere 10 çocukları vardı. Bu oldukça sade ve dindar Yahudi ailesiydi. Sınırlı bir hayatları vardı. Yahudilerin geceleri, Pazar günleri ve Hristiyanlar için kutsal sayılan diğer günlerde gettonun dışına çıkmaları yasaktı. Bunun dışında Yahudiler elbiselerine yeşil bir kuşak takmak ve özel vergiler ödemek zorundaydılar. Birçok meslek Yahudilere yasaklanmıştı. Bu yüzden hayatlarını kazanmaları çok daha zordu. Ancak bir alan onlara her zaman açıktı; tefecilik. Bu iş Hristiyan inancında büyük günah sayılıyordu. Bu yüzden getto sınırları dışında herhangi bir dükkan veya işletme açmaları yasak olsa da Yahudiler başka işler yapabiliyorlardı. Yahudi olmayanların yapamadığı işler olan; para değişimi, vadeli borç vermek bu işlerin başında geliyordu. 18. Yüzyıl Almanya’sında döviz değişimi sürekli bir ihtiyaçtı.Çünkü o dönem burada her biri kendi para birimine sahip ve birbirleri ile sürekli ticaret halinde olan yüzlerce bağımsız kent vardı. Paranın tarihi ve paranın dönüşümü ile ilgili makaleyi okumak için tıklayın.

Rothschild İsmi Nereden Geliyor?

david-rockefeller-baron-Jacob-de-Rothschild
Rothschild Ailesinin Kurucu Üyesi Mayer Amschel Rtohschild

Mayer Amschel ise ticarette özel bir yetenek sahibiydi. İlk başlarda eski madeni paralar ve madalyalar gibi nadir bulunan antika parçaların ticaretini yapıyordu. Daha çocuk denecek yaşlardayken sabahtan hava kararıncaya kadar eski yıkıntıların arasında ve çöplüklerde dolaşır; bulduğu eski madalya, tedavülden kalkmış madeni paralar, az çok para edebilecek eski eşyaları toplar, onları temizleyip paketleyerek koleksiyonculara satardı. Bir süre sonra Mayer şehrin tüm koleksiyoncuları tarafından tanınan bir tüccara dönüştü. Mayer Amschel ’ın kurduğu ilk işletme, içinde döviz değişiminin yapıldığı 4 metrekarelik bir odaydı. Bu oda zaten evin bir bölümüydü ve Amschel’ların evinin kapısında evin eski sahiplerinden kalma ve kime ait olduğu bilinmeyen kırmızı kalkan şeklinde bir aile arması vardı.Müşteriler de bu antikacı girişimcinin işletmesini Almanca kırmızı kalkan anlamına gelen Rothschild şeklinde adlandırmaya başladılar. Kısa süre sonrada Rothschild ismi tüm şehirde saygınlık kazandı, maddi durumu daha da iyileşti.

Mayer Amschel Kraliyet ile Yakınlaşmaya Çalışıyor.

dünyaı-yöneten-karanlık-aile-rothchild-hanedanlığı-rothschildler-ne-kadar-zengin
Jacob de Rothschild Kraliyet Ailesiyle Birlikte Aynı Karede

Bunun dışında antikacılık dönemlerinden kalma çok değerli para koleksiyonu da biriktirmişti. Beyni bir bilgisayar gibi çalışıyordu, müthiş bir hafızası ve hızlı hesaplama kabiliyeti vardı. En önemlisi ise Mayer Amschel’ın her fırsatı çok iyi değerlendirmek gibi çok üstün bir özelliği vardı. Olağanüstü bir girişimciydi. Yaptığı işlerde yüksek başarılar elde etmek için Avusturya-Macaristan Hanedanından bir tanıdığa ihtiyaç olduğuna anlamıştı. Mayer’ın şansına imparatorluk ailesinin en zenginlerinden biri yakınlarda yaşıyordu. Prens William, bu adam kendi askerlerini Britanya Krallığına paralı asker gibi sunarak büyük bir servet edinmişti. Bu askerler gerçekten de çok iyi savaşçılardı. Mayer Amschel ise bu adamın makam, mevki hırsı ve saraya yakınlaşmak için can attığından haberdardı. Üstelik onda prensin dikkatini çekecek değerli bir şey vardı. Yıllarca biriktirdiği eski madeni para koleksiyonu. Bir süre uğraştıktan sonra Mayer Amschel prense misafir olmayı başardı. Değerli para koleksiyonunu kendisine karşılıksız olarak hediye etti. İnanılmaz koleksiyon karşısında oldukça heyecanlanan prens; bu cömert bağışçı karşılığında ne tür bir ödül ister diye sordu. Amschel, hiçbir şey istemediğini, karşılıksız hizmet etmeye devam edeceğini söyledi. Ardından satranç oynamaya oturdular. Bu satranç ile birlikte Mayer yavaş yavaş ve sabırla prensin güvenini ve itibarını kazanmaya muvaffak oldu. Bu gerçekten de zekice bir hamleydi.Bir süre sonra Mayer artık prens adına borç alıp verecek kadar prestij sahibi olmuştu. Prens kendisine o dönem çok büyük bir miktar olan 800 Fund nakit verdi ve Prens William’ın acentesi gibi çalışmasına müsaade etti. Markalaşmanın önemini çok çabuk fark eden Amschel işletmesinin girişine, üzerinde Rothschild Mağazası yazan bir tabela astırdı. Burada çok önemli ve ilginç bir ayrıntının altının çizilmesi gerekiyor. Mayer en değerli servetini prense hibe etmişti ancak çok daha büyük bir sermayenin kapısını açmıştı. Tabii ki bu sermaye kendisine ait değildi ama Mayer bunu kullanarak büyük paralar kazanabileceğini başından beri biliyordu. Peki bu işin riskini de hesaplamış mıydı? Warren Buffet’ın dediği gibi “risk her şeyi tam olarak anlayamadığınız zaman vardır.” Dolayısıyla korkmadığına göre Mayer her şeyi doğru hesaplamıştı ve ne yaptığını da gayet iyi biliyordu.

Rothschild Hanedanlık Yolunda

dünyaı-yöneten-karanlık-aile-rothchild-hanedanlığı-rothschildler-ne-kadar-zengin
Tüm Rothschild Aile Üyeleri Aynı Fotoğraf Karesinde

Bir süre sonra 5 erkek çocukta bu işte babalarına katıldılar. Nathan Mayer Rothschild, James Mayer Rothschild, Salomon Mayer Rothschild, Carl Mayer Rothschild ve Amschel Mayer Rothschild. Erkek çocukları müşterilerle görüşmeler yapıyor, kızlar ise ev işleri ile uğraşıyorlardı. Tabii bunlarla birlikte onlar da işin bir parçasıydı. İşle ilgili bazı kayıtlar onlar tutuyordu. Baba Rothschild çocuklarına kendi hayat felsefesini öğretiyor ve bu yoldan gitmelerini öğütlüyordu. İlk kurallardan biri ödemeleri asla ve asla geciktirmemek ve kimseden hiçbir şekilde borç para almamaktı. İkinci kural hesaplarda dürüst ve açık olmaktı. İşlemlerdeki hiçbir sıkıntı veya tıkanma Rothschild Ailesinden kaynaklanmamalıydı. Bu ilkesel duruş meyvelerini vermekte gecikmedi. 1796 yılına gelindiğinde Mayer Rothschild, Frankfurt’un en zengin 10 Yahudi’sinden biriydi. Ancak hala devam eden getto hayatı 3. Oğlu Nathan’a dar gelmeye başlamıştı. Nathan, Rothschild Ailesinin en girişken, en sosyal ve hoş sohbet üyesiydi. Frankfurt’u terk etmek,ticaretini genişletmek ve dünyaya açılmak için sabırsızlanıyordu. Bu sarışın ve huzursuz genç hızla büyümekte ve gelişmekte olan İngiltere ekonomisinde kaçırılmaması gereken fırsatlar görüyordu. Nathan Rothschild büyük işler başarmak için gereken her şeye sahipti. Planlı hareket, net belirlenmiş amaç ve bu amaca yönelik güçlü istikrar. Biraz İngilizce bilen Nathan, o dönem İngiltere tekstil sanayisinin merkezi olan Manchester’a geldi. Buradan Frankfurt’taki babasına ve Avrupa’nın diğer ülkelerine tekstil ürünleri göndermeye başladı. İnanılmaz bir enerjiye sahipti. Hayatında işi dışında hiçbir uğraşı veya ilgi alanı yoktu. Günler boyunca durmadan çalışıyordu. 1806 yılında İngiltereli zengin bir Yahudi finansçının kızı olan Hannah Barent Cohen ile evlendi ve Londra’ya yerleşti. Kayınpederinin desteği ile kendi bankasını kurdu. Bu sırada Frankfurt’taki kardeşlerinden işin başına geçmesi yönünde mektuplar alıyordu. O dönemde Londra da yaşıyor olsaydınız, bu adamı her sabah borsa binasını önünde yürürken görebilirdiniz.

Avrupa’yı Ağ Gibi Saran Bankacılık Sistemi

Kısa süre sonra Rothschild’ların Avrupa’nın her yerinde banka şubeleri açıldı. Ailenin yarattığı bu yeni tarz uluslararası iş, yerel saldırılara karşı dayanıklıydı. 1819’da antisemitik şiddet Almanya’nın bir çok yerinde yaygınlaştığında Frankfurt’taki Rothschild bankasına da saldırı oldu. Fakat farklı merkezlere dağıtılmış haldeki Rothschild servetine zarar gelmedi. Mayer Rothschild’in bankalarının gelecekteki başarısı için bir diğer önemli stratejisi, işin kontrolünün tamamen ailenin elinde olmasıydı. Bu sayede de yaptıkları işlerde ne kadar başarılı oldukları ve sahip oldukları gücün, servetin boyutları gizli tutulabiliyordu. Kraliyet ve Aristokrasi arasında yaygın olan, daha sonra Dupont Ailesi gibi iş çevrelerince de kopyalanan bir teknik olan ilk ve ikinci dereceden kuzenler arasında evliliklerin dikkatle ayarlayarak Mayer Rothschild, servetin ailede kalmasını sağladı. Fakat daha sonraları, 19. Yüzyılın sonlarına doğru neredeyse bütün Rothschild’ler aile dışından, genellikle de aristokrasi ve diğer finansal hanedanlar içinden evlilik yaptılar. 1906 civarında Yahudi ansiklopedisi şöyle yazıyordu. Rothschild’lerin başlattığı farklı finans merkezlerine aynı ailenin şube açması şeklinde uygulanan bu teknik, Bischoffsheim, Pereire, Seligman, Lazard gibi aileler ve diğer Yahudi finansörler tarafından da takip edildi ve bu finansörler, finansa yatkınlıkları ve sağlamlıkları ile sadece Yahudi çevresinde değil bütün bankacılık sektöründe adlarını duyurdular. Bu sayede Yahudi finansörler 19. Yüzyılın orta ve son çeyreğinde uluslararası finansta gittikçe büyük pay sahibi olmaya başladırlar. Bütün bu rubun arkasından gittiği isim ise Rothschild’lerdi. Daha yakın zamanlarda Yahudi olmayan finansörler de aynı kozmopolit metodu benimsedi ve Yahudi kontrolü eskiye göre kısmen azaldı. Rothschild’lerin arması, sıkılmış bir yumruk ve Mayer Rothschild’in 5 oğlunu simgeleyen 5 oktan oluşuyor (sıkılmış yumruk ve 5 ok). Bu aynı zamanda İncil’in Psalm 127. Bölümüne de bir göndermedir. “… Bir savaşçının elindeki oklar gibi”. Ailenin sloganı ise armanın altında Latince yer alıyor. “Concordia İntegritas İndustria” yani; uyum, dürüstlük, girişimcilik. Almanca’da Rothschild ismi ise kırmızı kalkan anlamına geliyor. Bu soyadı Almanya’da yaygın olsa da sahiplerinin çoğu bu aileyle bağlantılı değil.

Rothschild Kaçakçılık Organizasyonu

mayer-emschil-rothschild-ailesi-ve-türkiye-rothschild-ailesi-soy-ağacı-dünyayı-yöneten-aileler
Nathan Emschil Rothschild-Dünaynın en karanlık ailesi

Rothschild’ler, Napolyon Savaşları başlamadan önce de önemli bir miktar servete sahipti. Manş Denizi’nin her iki yakasında şirketleri olan aile, İngiltere’nin düştüğü bu durumu riskli de olsa fırsata çevirmeyi düşünüyordu. Bu amaçla ilk olarak geniş bir kaçakçılık organizasyonu kurdular. Kardeşler, kıtadaki Rothschild aktivitelerini yeniden koordine ettiler ve aile savaş sorgunu Avrupa’da altın taşımacılığı için temsilciler, sevkiyatçılar ve kuryelerden oluşan müthiş bir iletişim ağı geliştirdi. Tüm bu süreci Nathan İngiltere’den yönetiyordu. Körfezi kısa sürede geçmek için küçük ve hızlı gemiler yaptırmıştı. Fransa’daki kardeşi ise atlı teslimat ekipleri kurmuştu. Bunlar, istenilen her istikamette ürün ve altın taşıyorlardı ve o istikametin güvenliğini kontrol ediyorlardı. Bu güçlü kurye ağının çok değerli bir getirisi daha oluştu; sağlam bir istihbarat sistemi. Bu iletişim ağı, daha sonraları Nathan Rothschild’e  zaman zaman finansal ve politik bilgiler sağlamak için de kullanılacaktı. Rothschild’ler bilginin para anlamına geldiğini çok iyi anlamışlardı. Finansal operasyonlar için haberleri doğru ve erken almak ve hayati önem taşıyordu. Böylece Nathan, piyasalardaki rakiplerinden çok daha avantajlı oldu. Bununla birlikte Rothschild Bankacılık sistemi, İngiliz devleti için vazgeçilmez bir hale geldi. Napolyon Savaşları, Rothschild’lerin servetini katladı. Prens William Fransızlardan kaçmayı başarmış ve servetini güvenceye almanın bir yolunu arıyordu. Yani prensin ve diğer prenslerin hatta tüm zenginlerin paralarını emanet edebilecekleri güvenilir bankacılara ihtiyaçları vardı.

İngiltere Rothschild Ailesine Muhtaç Oldu

1813 yılında Napolyon ordularıyla İngiltere arasında savaş başladı. Ancak bir sıkıntı vardı Wellington Dükü’nün acil paraya ihtiyacı vardı, yoksa İngilizler savaşı kaybedebilirdi. Böyle bir ordu parasız hareket edilemez, onlara ödeme yapılmak zorunda. Gidilecek yer belliydi. 11 Ocak 1814’te Nathan Rothschild, Wellington’un Fransa boyunca yapacağı hareketlerin resmi finansörü tayin edildi. Ailesinin büyük serveti sayesinde Fransız Franklarını satı alan Nathan, onu İngiliz yöneticilere faiz ile satmaya başladı. Düşünebiliyor musunuz, daha 20 yıl önce gettolarda tekmelenen bu insanlar o gün tüm Avrupa’nın kaderini ellerine almışlardı. Rothschild’ler Londra’dan savaş masraflarını neredeyse tek başlarına üstlenerek önemli rol oynadılar. Bir yandan Wellington Dükünün Avrupanın çeşitli yerlerindeki ordularına değerli külçelerin ulaşmasını sağlarken bir yandan da kıtadaki İngiliz müttefiklerine finansal yardımlar ayarlıyorlardı. Yalnızca 1815 yılında Rothschild’ler müttefiklerine 9.8 milyon Avro, yani şu anki değeriyle 634 milyon Avro destek kredisi sağlamışlardı. Tüm bu tehlikeli işler boyunca Rothschild’ler yalnızca kendi ailelerine güveniyorlardı. Nathan’ın küçük kardeşi Jacob, baba Rothschild tarafından Fransa’ya gönderildi. Fransa’da limandan paraları teslim alarak Wellington ordularının bulunduğu İspanya’ya götürme görevini aldığında neredeyse çocuktu. Bir süre sonra Wellington birlikleri düzenli olarak para almaya başladılar. Bu paralar sayesinde İngilizler savaşta üstünlük sağlamaya başladılar ve 18 Temmuz 1815’te ünlü Watterloo Savaşında Napolyon ordularını bozguna uğrattılar.

Rothschild Hanedanlığının İstihbarat Ağı

Rothschild’lerin kurduğu bilgi ağının ne denli mükemmel çalıştığı böylelikle bir kez daha kanıtlandı. Waterloo Savaşının kazanıldığı bilgisi, o sırada Londra’da bulunan Nathan Rothschild’da devletin resmi elçisinden bir gün önce ulaşmıştı. Rothschild’lerin en karlı hareketlerinden birinin temeli, İngiliz zaferi halka duyurulmadan önce atıldı. Napolyon Savaşında kazanılan bu zafer aileyi yeni bir zenginlik seviyesine çıkardı. Rothschild bankalarının Londra şubelerini kontrol eden Nathan ve Jacob, Avrupa’nın en zengin insanlarına dönüşmüşlerdi. Baba Mayer Amschel Rothschild ise çocuklarının bu parlak ticari zaferlerini göremeden 1812 yılında vefat etmişti. Nathan Rothschild,barışı takiben azalacak devlet borçlanmasının savaş ertesi yurt içi ekonomisinin yeniden yapılanmasını sona erdirecek iki yıllık dengelenme sürecinin ardından İngiliz devlet bonolarında bir fırlama yaratacağını hesaplamıştı. Finansal tarihin en cesur hareketlerinden biri olarak kabul edilen bir adımla Nathan derhal devlet bono piyasalarını o zaman için oldukça yüksek görünen bir fiyata satın alıp iki yıl bekledikten sonra 1817’de piyasalardaki kısa bir fırlamanın tepesinde %40 kar marjıyla sattı. Rothschild Ailesinin elinde bulunan, kaldıraç amaçla kullanılacak para düşünüldüğünde bu karın getirisinin ne kadar büyük olduğu anlaşılabilir. Bununla birlikte aile finans dünyasında yeni bir çığır açacak sistem geliştirdi ve kendileri de bu metodun öncüleri oldular. Ülke yöneticisi,parasını tıpkı bankaya yatırır gibi özel bir kuruma veya bir kişiye emanet ediyordu. Kurum veya kişi ise parayı ona faiziyle birlikte geri ödüyordu. Bu, modern sermaye piyasasının kurulmasının en önemli aşamalarından biriydi. Ancak bu dev girişim dahi, Rothschild’lerin tüm Avrupa’da milyarder olarak tanınmasına yetmemişti. Üstelik İngiltere ve Fransa arasında barış anlaşması imzalandıktan sonra Rothschild Ailesine karşı kuşkulu bir kayıtsızlık başladı. Bu aslında o çağ için pek de beklenmedik bir durum değildi. Her şeye rağmen Yahudi bir ailenin devlet yönetiminde söz sahibi olmasına hala sıcak bakılmıyordu. Rothschildler kamuoyu nezdinde de sevilmeyen bir aileydi. Savaş sonrası dönemlerde bu basına da açık şekilde yansımıştı. Çizilen karikatürlerden birinde Nathan Rothschild para dolu çuvalların üzerinde duruyor,Avrupalı prensler ise onun ayakları altında sürünüyorlardı. Bu durum aileyi daha da hırslandırıyordu ama her adımda gittikçe artan bir oranda antisemitizm ile karşılaşıyorlardı.

Dünyanın En Karanlık Ailesinin Temel İlkesi

Gizlilik ve her şeyin aile içinde halledilmesi Rothschild’lerin temel ilkesiydi. İşi sadece ailenin erkekleri yönetiyordu. Ölümünden iki yıl önce çocuklarıyla imzaladığı anlaşmaya göre, ailenin parası kardeşler arasında dahi bölünemezdi. Para her zaman bir bütün olarak kalacaktı. Kız kardeşler işe karıştırılmıyor, evlilikler ise sadece aile içerisinde gerçekleştirilerek paradan aile dışı hisse ayrılması engelleniyordu. Rothschild erkeklerinin yaptığı 18 evliliğin 16’sı yakın akrabalarla yapılmıştı. Jacob, Fransa’da kendi yeğeni Betty ile evlendi. Salomon’un oğlu Anselm Salomon von Rothschild ise kuzeni Kerolayn ile evlendi. Bir Rothschild’e en uygun eş yine Rothschild’di. Bu aile birliği ve gizliliği sayesinde Rothschild’ler kısa sürede tüm Avrupa’yı ele geçirdiler ve ilk uluslararası bankalarını kurdular.

Rothschild Ailesi Nasıl Hanedanlık Oldu?

Nathan-Rothschild-James-Rothschild-Amschel-Rothschild-Carl-Rothschild-Salomon-Rothschild
Dünyayı yöneten aile Rothschild Ailesi’nin ilk üyeleri

İngiliz gazetesi Daily Telegraph şöyle diyordu: “bu uluslararası bankacı ailesinin ismi; servet, güç ve gizlilikle eş anlamlı.” Rothshild ismi para ve güçle başka hiçbir soy ismin yanına yaklaşmadığı kadar bütünleşmiştir. 1820 yılında Amschel Frankfurt’ta kaldı, Salomon Viyana’ya gitti, Carl ise Napoli’ye yerleşti. Natan ve Jacob ise Paris ve Londra şubelerini kontrol ediyorlardı. İşte bu 5 kardeşin Avrupa’nın farklı yerlerinde kurdukları şirketlerle birlikte Rothschild Hanedanı da kurulmuş oldu. Egemenliklerinin böyle hızlı büyümesi ve ellerinde tuttukları bu korkutucu uluslararası güç, onlarla ilgili kötü söylentilerin ve komplo teorilerinin doğmasına neden oldu. Kimi yorumculara göre bunun nedeni; onların çok zengin olmaları değil, çok zengin Yahudi olmalarıdır. Avrupa ülkeleri arasında Yahudilerin en rahat yaşadıkları ülke Fransa’ydı. 1789 Fransız Devrimi sonrası Yahudi nüfusa tüm vatandaşlık hakları teslim edilmişti. Jacob ve eşi Betty de bu sayede seçkinler sınıfının üyesi olmuşlardı. Fransızcası hala çok kötü olan Betty, buna rağmen bir salon kadını olarak tanınmıştı ve elitlere özgü kibar tavırları vardı. 1822 yılında Jacob’un Baron ünvanı almasıyla Rothschild kardeşler Baron de Rothschild olarak soylular arasına girdiler. Bu konuda Jacob’a destek olan en büyük etken Fransız asil Lui de Philip ile olan dostluğuydu. Bu adam üretim ve bankacılıkta yeni fikirlere açık biriydi ve Jacob’u bu alanda ehil biri olarak görüyordu. Fransızların Jacob’u kendilerinden biri görmeleriyle birlikte, o Yahudi topluluğunun da önderiydi. Gizlice Yahudi okullarına, hastanelerine ve sinagoglarına finansal destek sağlıyordu. Buna karşılık Yahudilerle birebir olarak nadiren görüşüyorlardı. Hatta zengin Yahudi burjuva ailelerinin temsilcileri de dahil. Rothschild’ler Fransız soylularla ilişki kurmayı tercih ediyorlardı. Hiç abartmadan söylenebilir ki; Jacob o dönemler neredeyse Fransız kıralı gibi bir konumdaydı. Fakat bu kişi fazlasıyla kibirli bir kraldı.

Karanlık Aile Sanayiye Yatırım Yapıyor.

1840 yılında buharlı motor imalatında bir potansiyel gören Jacob, ailenin tüm gücünü ağır sanayiye yönlendirdi. Çelik üretimine ve elmas, uranyum gibi değerli madenleri çıkarmaya başladılar. Jacob Fransa’da, kardeşi Salamon ise Avusturya-Macaristan’da ilk demir yollarını kurdu. Bu sırada Carl Güney Amerika’da demir yolları inşa etti. Dünya sanayisinde Rothschild’lerin kontrolü altında olmayan fazla bir sektör kalmamıştı. 1848 yılında Fransa sokaklarında yeniden barikatlar kuruldu yeni bir devrim fırtınası esiyordu.

Rothschild Ailesinin Muazzam Sarayı

rothschild-malikanesi-rothschild-şatosu-rothschild-aile-üyeler
Rothschild Ailesinin Malikanesi-Rothschild Ailesinin Şatosu

Kral Louis de Philippe ’de tahtından düşürdüler. Jacob, güçlü himayecisiyle iktidarını ve prestijini de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. 1853 yılında 3. Napolyon tahta geçince Jacob hemen ona bağlılığını ilan etti. Fransada siyasi ortam fazlasıyla istikrarsızdı. Her devrim sonrası her şey tamamen değişiyordu. Değişmeyen tek bir şey vardı; Baron de Rothschild’in prestiji. Krallar, iktidarlar, yönetimler, düzen durmadan değişiyordu. Rothschild’ler ise sağlam bir şekilde ayaktaydılar. 1855 yılında Jacob Rothschild İngiltere’deki kuzenlerinden birinin, ünlü İngiliz mimar Joseph Paxton’ı  kiraladığını duyunca hemen iletişime geçti Paxton’ı yanına çağırarak mimari açıdan kuzeninin yaptırdığına benzer ama çok daha büyük bir saray yapmasını istedi. Böylece Paris yakınlarındaki Feriyer Sarayı’nın yapımına başladı. Bu saray o yüzyılın en büyük şatosuydu. 100 hizmetçi 80 at ve altından geçen bir de raylara sahipti. Bu raylar büyük ziyafet sırasında sıcak yemeklerin mutfaktan yemek salonuna soğumadan ulaştırılması içindi. Bu saray sayesinde Avrupa’da James de Rothschild olarak tanınan Jacob Rothschild Fransa’nın en büyük aristokratlarından birine dönüştü. İmparator Napolyon’un kendisi bizzat bu sarayı ziyarete geldi. Rothschild kralın şerefine ziyafet verdi. Karşılığında kral sarayın bahçesinde kendi elleriyle bir sekoya ağacı dikti. Ziyafet sırasında çok büyük bir av partisi organize edildi. Kayıtlara göre bu av sırasında 900 sülün avlandı. Bu Rothschild Ailesinin kariyerini zirvesiydi. Bir zamanlar yoksul gettolarda yaşayan ve bir Hristiyan geçerken ona yol verme zorunluluğu olan bir Yahudi çocuğunun imparatorlarla birlikte avlanması … Gelinen nokta şaşırtıcıydı. Ancak sağlığına fazla dikkat etmeden; durmak, dinlenmek bilmeden çalışan James Jacob sonunda bunun sonucuna gördü. Uzun bir zamandır böbrek yetmezliği ve hipatik kolg rahatsızlığı çeken Jacob 1868 yılında öldü. Jacob Rothschild Avrupa’ya yerleşen kardeşlerden son hayatta kalandı.

Rothschild Ailesi Politakaya Nasıl Girdi?

Uzun bir yol kat eden Rothschild’ler 19. Yüzyıl boyunca Avrupa Ekonomisisinin devlerine dönüşmüşlerdi. Ancak ikinci nesi Rothschild’ler iktidarın son kalesini de aldılar, siyasal yönetimi. Akıl almaz ekonomik ve siyasi güçlerine rağmen aile, Avrupa’daki tüm Yahudiler gibi hâlâ engellerle karşılaşıyorlardı. Fransa Yahudilerin tam vatandaşlık hukuklarını tanımıştı, ancak diğer Avrupa ülkeleri hâla onların haklarını kısıtlıyordu. İngiltere’de Yahudilerin oy verme hakkı vardı ama parlamentoya giremezlerdi. Yahudi çocuklar; Rugby, Cambridge, Oxford gibi üniversitelerde okuyamazlardı. 1835 yılında Nathan Rothschild’ın oğlu Lionel Rothschild İngiltere ayağını kontrol ettiği sırada bu bariyeri aşabileceğini umuyordu. O sıralar Britanya’da geniş çaplı sosyal reformlar yapılıyordu. İşçi sınıfı da oy verme hakkı elde etmişti. Katolikler veya Yahudiler gibi sosyal azınlıklarda eşit haklara sahip olmak istiyorlardı. Lionel sadece banka işleriyle ilgilenmiyordu, onun politik hedefleri de vardı. O babasının İngiltere’de kurduğu büyük şirketlerin çok para kazanma dışında başka fırsatlar da sağlayabileceğini düşünüyordu. Böylece parlamentoya adaylığını öne sürdü ve 1848 yılında Londra’nın finans merkezi olan London City’den parlamento üyesi olarak seçildi. Lionel Rothschild’in ezici bir çoğunluğun oyunu alması o dönemde çok da kolaydı ancak makamına oturması için yapması gereken şeyi bir Yahudi olarak kabul etmesi çok zordu. Lionel, yeni tüm parlamento üyeleri gibi Hristiyanlığa da bağlılık yemini etmek zorundaydı. Böyle bir yemini etmeye vicdanının izin vermeyeceğini anlamıştı. Bu nedenle parlamentoya giremedi. Sonraki seçimlerde bir daha aday oldu ve bir kez daha seçildi ama yine parlamentoya giremedi. Her defasında seçiliyor fakat parlamento başkanı her dafasında onu tanımayı reddediyordu. Tüm Avrupa’da oldukça yüksek bir konumda bulunmalarına rağmen Rothschild’ler Yahudi olmalarının sonucunu görüyorlardı. Gerekli düzenleme 10 yıl sonra yapıldı ve Lionel parlamentodaki yerini alabildi. Bir parlamenter olmasının ardından Lionel tam bir İngiltereli oldu. İngiltere’nin en yüksek sınıfına girdi. Piccadilly’de büyük bir konağı vardı. Oulları Nathan, Leopold ve Alfred ise Buckinghamshire ’de malikaneler yaptırdılar. Neredeyse tamamen bu kardeşlerce kontrol edilen Buckinghamshire, halk arasında Rothschildshire olarak adlandırılıyordu.

Ülkeleri Kölesi Yapan Hanedanlık

1874 yılında Britanya yönetimi Hindistan ve Güney Afrika’daki kolonilere tek erişim yolu olan Süveyş Kanalına ulaşım konusunda sıkıntılar yaşıyordu. Kanalın Mısırlı yöneticileri maddi sorunlar yaşıyorlardı. Kanalın devamlılığı için bir kaynak bulunması gerekiyordu. Dönemin Britanya başbakanı Benjamin Disraeli, Fransa’nın kontrolü altına girmesini engellemek için kanalı kurtarmaya çalışıyordu. Kraliçe’nin huzuruna giderek Süveyş sorununu çözülmesi gerektiğini dile getirdi. Peki bunun için gerekli 4 milyon Fundluk kaynak nereden bulunacaktı. Disraeli’nin pek seçeneği yoktu; çünkü parlamentoda dağıtılmıştı. Arkadaşı Lionel Rothschild ’e gitti. Lionel ona; düşünmek için zamana ihtiyacı olduğunu söyledi. Bir sonraki sabah ise ona yolladığı küçük bir notla gereken parayı vereceğini iletti. Böylece İngiltere bölgesel çıkarlarını korumayı başardı. Disraeli ise kraliçeye bir telgraf çekerek kontrolün yeniden kendilerinde olduğunu bildirdi. Bu büyük bir başarıydı. Kanal üzerinden yapılan güvenli geçişler sayesinde Birleşik Krallık; Hindistan ve Güney Afrika’daki kolonilerini genişletti. Disraeli ve Lional ise birer kahraman gibi oldular. Llional Rothschild 1879 yılında kalp krizinden öldüğünde aile devlete maddi kaynak sağlamaktan vazgeçerek büyük sanayicilere kredi vermeye yoğunlaşmıştı. Rothschild Hanedanı, gücünün zirvelerine 1880’lerde ulaştı. Daha sonra devlet, finans politikaları ve vergi kanunlarında daha gerçekçi bir çizgiden gitmeye başladı. Özel finansman desteğine ihtiyaç tamamen kaybolmasa da yavaş yavaş kalkıyordu.

Nazi Döneminde Rothschild Ailesi

20. yüzyılın ilk çeyreğinde dünyada çok büyük siyasi ve ekonomik devrimler yaşanmaya başlandı. Eskisi gibi bankacılıkla uğraşan Rothschild Ailesi 20’li ve 30’lu yılların ekonomik sarsıntılarıyla nasıl başa çıkacaklarını bilmiyorlardı. Hitler Avrupa’yı işgal ettiğinde ise Rothschild’ler çok daha ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldılar. Nazilerden fazla zarar görmemişlerdi. Zenginlikler ve bilgi ağları sayesinde işgal edilmesi muhtemel ülkelerden önceden gidiyorlardı. Fakat her şeye rağmen Rothschild’lerin Avusturya’daki kardeşleri Naziler tarafından tutuklandı. Luise von Rothschild ’ın tutuklanması sırasında sergilediği cesur tavırları konuşuluyordu. SS Askerleri kapılarını çaldığında Luise yemek yiyordu. Bunu yapmak zorunda olmasına rağmen ülkeyi kaçarcasına terk etmek istemiyordu. Gelen Nazi Askerlerine dönerek; “daha tatlıyı yemedim, bitirmeme müsaade edin lütfen” dedi. Bu tavır karşısında SS Askerleri oturup beklemeye başladılar. İlk önce onu Gestapo’ya götürdüler. Daha sonrada Nazilerin üst düzey esirlerinin kaldığı hapisane oteline yerleştirildi. Ancak ailenin diğer üyeleri bu kadar şanslı olamadılar. Philippe de Rothschild ’ın Yahudi olmayan eşi Elizabeth toplama kampına gönderildi ve orada hayatını kaybetti. Naziler, onların Fransa, Avusturya, Hollanda, Belçika ve tüm kıtadaki özel eşyalarına el koydular. Malikaneleri ve değerli loleksiyonları talan edildi, kutulara paketlendi ve trenlerle götürüldü. Savaş sonrası aile yavaş yavaş evlerine geri dönmeye başladı. Kimileri eşyalarını geri almaya çalıştı. Yarış atlarını Almanya’dan geri almayı başardılar, koleksiyonları da kurtarıldı. Rothschild’ler her ne kadar tamamen eskisi gibi olmasa da yavaş yavaş toparlanmaya başladılar. Yine de durumları Avusturya’daki Yahudilere oranla çok daha iyiydi, onlar her şeylerini kaybetmişlerdi. Bir daha asla 19. Yüzyıldaki maddi güçlerine erişemeyecekleri düşünülen Rothschild’ler teslim olmadılar.

Rothschild Hanedanı’nın Şarap Tarihi

jacob-rothschild-ailesi-hanedanı-cheteau-laftie-mouton-şarabı-nm-rothschild
Rothschild Ailesi Şarabı- Cheteau Latife ve Cheteau Mouton

Başarılı ideal yetenekleri onları başka tarafa yönlendirdi. Zaten Rothschild ailesinin ismi; zenginlik ve zevk ile özdeşleşmişti. Bu durum onların kurduğu yeni işlerinde de kendini gösterdi. Şarap İmalatı iki rakip kuruluş olan Cheteau Lafite ve Cheteau Mouton dünya çapında kurumlardır. Özellikle Cheteau Mouton, dünyada en kaliteli bordo şarap üreticisidir. Aslında aile Nathaniel Rothschild ’ın Londra’dan Paris’e amcası Jacob ile çalışmak üzere geldiği 1853 yılından beri bu işi yapıyordu. Nathaniel Rothschild buranın şarabını ilk kez tattıktan sonra buraya yapılacak yatırımın çok doğru bir adım olacağını anlamıştı. Bağları gerçek fiyatından çok daha ucuza satın aldı. 1868 yılında ise amcası, yakınlardaki iki diğer üzüm bağını da satın alarak, kalitesiyle ilkinden hiç geri kalmayan bordo şarapları üretimine başladılar. Ancak bu durum ailenin iki üyesi arasında ticari rekabeti kaçınılmaz kıldı. Aralarının çok iyi olmasına rağmen bu rekabet yüzyıllarca sürdü. Ancak aynı zamanda Fransa’da üretilen şarapların da sınıf atlamasını sağladı. Nathaniel bu alandaki büyük başarısından zevk alıyordu. Ancak oğlu Baron Philippebirkaç şeyi elden geçirmeye karar vermişti. Sorun şu ki; Mouton şarapları yüksek kalitesinin yanında biraz fazla pahalıydı. Haliyle de en yüksek sınıfın düzenlediği en özel partiler ve kutlamalarda kullanılan bir şaraptı Baron Philippe satışı daha da yükseltmek istiyordu. 20 yaşındaki Philippe, o zamanlar bir yarışçı olarak ünlenmişti. Ne istediğini bilen zeki bir gençti. O, bordo şaraplarının sırlarla dolu dünyasına yabancıydı ve gelir gelmez tüm kuralları yıktı. Ona göre kaliteli şarap yabancı insanlar tarafından yapılan dolum sırasında bozulabilirdi. O dönemler bordo şarapları şatodan şehre fıçılarla gidiyor ve şişelere dolumu satıcılar tarafından yapılıyordu. Philippe bunu doğru bulmuyordu. O her şeyin kendi kontrolünde olmasını istiyordu. Üzümün toplanmasından şarabın şişelenmesine kadar.Böylece şarapların şişelere dolumu da şatoda yapılmaya başlandı. Kısa süre sonra tüm şarap imalatçıları onun yolundan gitmeye başladılar. Ancak daha farklı fikirleri de vardı. Eskiden şarap şişelerinin üzerinde etiket olmazdı, o ise sadece tüm şişeleri etiketlemekle kalmadı, onları her yıl değiştirmeye başladı. Daha sonra ise her yıl kendisine yeni etiketler çizecek ressamlarla anlaştı. Daha sonra, sıradan insanlarında rahatça satın alabilecekleri daha ucuz şarapların da iyi kazanç getirebileceğine karar verdi.Daha sonra, sıradan insanlarında rahatça satın alabilecekleri daha ucuz şarapların da iyi kazanç getirebileceğine karar verdi.Daha sonra, sıradan insanlarında rahatça satın alabilecekleri daha ucuz şarapların da iyi kazanç getirebileceğine karar verdi.Mouton Cadet böyle ortaya çıktı. Bu marka kısa sürede o kadar popüler oldu ki, yükselen talebi karşılamak için tüm bordo eyaletinden üzüm satın alınmaya başlandı. 1973 yılında Philipe’nin isteği gerçekleşti. Onun şarabı birinci sınıf olarak tescillendi. Philippe 1988 yılında 85 yaşında öldüğünde şarap işini kızı devraldı. Philippe de Rothschild, satış ve ihracat hacmini iki katına çıkararak büyük bir başarı elde etmekle kalmadı ayrıca şarabını birinci sınıf şarap olarak tescillendi. Şili ve California’da tesisler kurdu. 1974 yılında ise Baron Elie Cheteau Latif’i yönetmeye devam ediyordu. O da işini büyütmüş; Arjantin, Şili ve Portekiz’de tesisler kurmuştu. Bu iki marka sahibi aralarındaki rekabete rağmen dostça ilişkilerini her zaman korudular. Aralarındaki rekabetin ise sadece faydasını gördüler. Bu rekabet sayesinde Fransa’da üretilen şarapların kalitesi hiçbir zaman düşmedi.

Baba ve Oğul Rothschild’ler Anlaşamıyorlar

Ancak Rothschild’ler sadece şarap üreticileri değildi. Onlar hâla dünya çapında uluslararası bankacılardı. Ancak değişmekte olan dünyada Fransa ve İngiltere’deki şubelerini eski gelenekleri doğrultusunda yönetmeleri gittikçe güçleşiyordu. 1980’li yıllarda ortam çok gergindi. Çıkan bir tartışma ilk kez Rothschild’lerde bir baba ile oğulun arasını açtı. Konunun başı, 2. Dünya Savaşı sonlarına dayanıyordu. İkinci dünya savaşı sonrası bir türlü toparlanamayan aile, o dönem sonrası sadece özel mevduatla ilgilenmek ve zengin müşteriler bulmakla yetindi. Küresel ekonomi kararlı bir hızla ve Avrupa’nın sınırları dışında da gelişiyordu. Bu da kaçınılmaz olarak Avrupa piyasalarının 19. Yüzyıldaki gibi dünyanın merkezi olmaktan yavaş yavaş çıkmasına neden oluyordu. Ancak Nathan Mayer’in torununu torunu olan Jacob Rothschild dengeli İngiltere Bankasını yeniden canlandırmaya çalıştı. Merrill Lynch ve Goldman Sachs gibi Amerika bankalarının saldırgan politikalarının etkisi altında kurallarını ezme pahasına yabancı yatırımcılar için yeniden faaliyete geçti. Kuzeni Evelyn de Rothschild ise çok daha temkinli hareket ederek başka bir sektöre açıldı. Butik; pazara girilmiyor, döviz alım satımı gibi riskli işlere de bulaşılmıyor. Böylece asgari sermaye her zaman yerinde kalıyor. Bunların yerine başka insanlara yüksek ödemeler karşılığında danışmanlık yapılıyor. Sonunda Evelyn’in bakış açısı galip geldi ve Jacob aile işinin başına geçme hakkını kaybetti. Gariptir ki Jacob’un babası da her zaman Evelyn’i desteklemişti. Tüm bunlar aile bireylerini birbirinden uzaklaştırdı. Rothschild’ler ilk bankalarını kurdukları 18 yüzyıldan beri ilk defa bölündüler. Jacob Rothschild kendi payını alarak ayrıldı ve Rothschild Yatırım Bankası’nı kurdu. Daha sonra burası büyük bir yatırım kuruluşuna dönüştü. Farklı alanlarda iş yapan Jacob bu işte başarılı oldu. Oğlu ile birlikte toplam 3 milyar dolarlık bir servet daha kazandı. Evelyn ise NM Rothschild and Sons bankasını yönetmeye devam ediyor.

Fransız Hükümeti Rothscild Ailesine Darbe Yapıyor.

O sırada okyanusun diğer tarafında, Fransa da Rothschild bankası yeni sorunlarla karşılaştı. Bu bankayı 1947 yılından beri dinamik bir insan olan Guy de Rothschild yönetiyordu. Bu adam çok başarılı yatırımlar gerçekleştirerek tüm Fransa’da bankalar ağı kurmuştu. Fakat 1981 yılında François Mitterrand’ın sosyalist yönetimi beklenmedik bir adım attı. Tüm bankaları millileştirerek devletin kontrolüne geçirdi. Guy de Rothschild tazminatını alsa da çok ağır ezilmişti. Guy de Rothschild tazminatını alsa da çok ağır ezilmişti. Çünkü o, savaş sırasında da neredeyse her şeyini kaybetmişti. İkinci kez yaşadığı bu ağır kayıp artık onun tahammül sınırlarını aştı ve çekip gitmeye karar verdi. “…bu benim için tam bir felaketti. Profesyonel hayatımın 40 yılı yok edildi. Çünkü tüm bu süre boyunca elde ettiğimiz her şeyi elimizden aldılar.

Rothschild Hanedanı Yeniden Bir Oluyor

Guy de Rothschild bir süre boyunca Birleşik Devletlerde yaşadı sonra yeniden Fransa’ya döndü. Devlet politikalarının değişmesinden sonra oğluyla birlikte yeniden bir banka açtı. David Rothschild’in başarısı ise her şeye baştan başlayarak Fransız bankacılığını yeniden canlandırmasıydı. Onlara bankanın açılışı için aile ismini kullanmalarına müsaade etmediler. Ancak bunun yerine kendi prestijleri ve güçlü bağlantıları vardı, Bu onları kurtardı. 2000’lere yaklaşıldığında ailenin Fransa ve İngiltere’deki şirketleri arasındaki rekabetin bitmesi ve birlikte çalışma zorunluluğu çok net hissedilmeye başlanmıştı. Tüm şartların ve kuralların değiştiği bu modern ve acımasız dünyada ayakta kalabilmek için başka yol yoktu ve 2003 yılında Nathan ve Jacob’un birlikte Napolyon ordularını bozguna uğrattıkları 1815 yılından beri Rothschild’lerin Fransa ve İngiltere bankaları yeniden birleşti. 2017 yılında “Politik Direnç” adlı Fransız bir web sitesi Amerika Birleşik Devletlerinin finans merkezine veya tahta bağlılığını ortaya koyan, daha önce bilinmeyen bir Rothschild dosyasını ortaya çıkardı. Burada taht il kastedilen şey İngiltere’de devlet içinde devlet olan Windsor Hanedanı değildir. Belgeye bakılırsa Amerika Birleşik Devletleri 1913’te New York Federal Rezerv Sisteminin açılmasından sonra her nasılsa Londra’nın etkisi altına girmişti 2.5 km2’lik bir alana sahip bu bölge küresel finans imparatorluğunun merkez üssüdür. Rothschild’lere ait İngiltere Merkez Bankası, Lloyds Bankası, tüm İngiliz bankaları, 385 yabancı bankanın şubesi ve 70 Amerika bankasının yanı sıra tüm borsaların bulunduğu yerdir. Londra Menkul Kıymetler Borsası, deniz sözleşmelerini kabul eden Baltık Borsası, Londra Metal Borsası ve Londra Ticaret Borsası. 1815’teki Waterloo Savaşı bittiğinde, Londra’da Napolyon’un İngiliz ordularını yendiğine dair söylentiler dolaşmaya başlamıştı. Bu söylentileri Nathan Rothschild’ın İngiliz hisse senetlerini düşürmek amacıyla yaydığı ortaya çıktı. Olaya inandırıcılık kazandırmak için ilk önce Londra Borsasındaki kendi hisselerini satışa çıkardı. Panik artıp stoklar tükenmeye başlayınca da hızlı bir şekilde tüm değerli varlıkları oldukça düşük fiyatlara satın aldı. Böylece İngiltere merkez bankası ile birlikte tüm İngiltere ekonomisini kendi kontrolü altına aldı. O zamandan beri Rothschild’lerin demir yumruğu tüm global finans sisteminin üzerindedir. Uluslararası İskanlar Bankası, IMF, Dünya Bankası ve Karayip Denizindeki uydu bankaları. London City’nin kendisi de Rothschild’lerin egemen vesayeti oldu.

Rothschild’lerin Büyüttüğü Muazzam Güç, Londra.

Rothschild Ailesi Sloganı Concordia İntegritas İndustria rothschild ailesi
Rothschild Ailesi Sloganı Concordia İntegritas İndustria

Londra dünyanın en eski ve hâla devam eden yerel hükümetidir. Kendi bayrağı, kendi polisi, kendi anayasası ve kendi mahkemeleri vardır. İngiliz kanunlarından muaftır. Burası İngiltere’nin bir parçası değil, bağımsız bir finans devletidir. Yani Vatikan nasıl Katolik Dinin merkezi ise burası da paranın merkezidir. Bu küçük alanda, tüm dünyadaki uluslararası hisse ticaretinin %51’i, vadeli işlemlerin %45’i, Euro tahvil işlemlerinin %70’i, küresel döviz ticaretinin %35’i ve tüm uluslararası ihraç edilmiş menkul kıymetlerin halka satışının %55’i gerçekleşir. Burası neredeyse, Rothschild ve ortaklarının özel şirketidir. Hissedar konseyi, en ünlüsü Rockefeller , Kisiinger , Krugman, Gates, Buffed, Bush gibi isimlerden oluşan 12 üyeden oluşur. Ancak gerçekte vekaleten güç kullanıyorlar. Sovyetler Birliği ve sosyalist sistemin çöküşünden sonra bu finans şirketi gezegendeki tüm para birimlerinin değerini, uluslararası pazarları ve tüm dünya ticaretini kontrol etmelerini sağlayan para miktarını belirler. Söylenenlere göre dünyadaki askeri ihtilafların finansmanı, dünya nüfusunu, hastalık, dini savaşlar, soykırımla azaltılması gibi gizli küresel planlar; gıda kaynakları, ilaç üretiminin ve insanlığın tüm temel kaynaklarının kontrolü de buradan sağlanır.

Rothschil Hanedanlığı Karanlık Bir Güç mü?

Son kuşağın en az bir mensubu geleceğe iz bırakacak gibi görünüyor. Nathaniel Philip Rothschild yatırım bankacılığında 3 Milyar Doların üzerinde servet elde eden babası Jacob gibi özel katılım bankacılığı olan Hedge Fund’da büyük bir başarı elde etti. Ayrıca Nathaniel, Rus yatırımcılarında danışmanlığını yapıyor. Natalie Portman ile birlikte. İsviçre, Paris, Moskova, Londra ve New York’taki evlerine özel uçağı ile gidip geliyor. Rothschild Ailesinin tüm dünyayı kontrol ettiği ile ilgili iddia komplo teorisi olarak kategorize edilir. Fakat Komplo Teorisi ve Komplo Zihniyeti kitabının yazarına göre, komplo teorisi bir komplo sonucu meydana gelen bir olayı veya bir dizi olayı açıklama girişimidir. Yani; küçük, gizlice çalışan bir grup insan veya diğer tarihi olaylar. Bu teorilerin bir çeşit gizem ve komplo içerdiği açıktır. Ancak kuşaklar boyunca gezegenin en zengin insanlarının herkesten daha fazla güç ve imkanlara sahip olacağı sır değildir. Ulusal strateji konseyi eş balkanı Joseph Diskin’e göre ise komplo teorileri hiçbir şey içermez. Her şeyi komplo teorileriyle açıklamak toplumu ileri derecede aşağılamaktır. Ancak bu finans çevrelerinin küresel çaptaki olaylarda hiç rol almadıkları anlamına da gelmiyor. 100 yıl önce ataları ilk dolar milyarderi olan David Rockefeller ’in cebindeki para ancak tahmin edilebilir. Fakat en azından bunu söylemek için elinizde birkaç veri var. 1913 yılında bu adamın servetinin en az bir milyar dolar olduğu tahmin edilmişti. Amerika para birimi ve faiz oranlarının enflasyonu dikkate alındığında 100 yıl önce bir milyar dolarlık bir servet mevcut 60 Milyar Dolara den geliyor. Finansçı Nathaniel Rothschild’in kontrol ettiği para ile ilgili ise elde hiçbir veri yok. Söylentiler üzerinden bir tahminde bulunmak ise pek de etik olmaz. Ancak 200 yıldır tüm dünyada başarılı bir bankacılık faaliyeti yürütmüş Rothschild Ailesini durumunun trilyonlarca dolarla ölçülmesi mümkündür. Bununla birlikte Rothschild Ailesinin serveti 500 Trilyon Dolar olduğu ile ilgili komplo teorileri de mevcuttur.

Rothschild Ailesini Hanedanlık Yapan Güç Nedir ?

Nedir bu ailenin sırrı? Karanlık komplo teorilerine bulaştırmadan açıklamak gerçekten imkânsız mı? ya da en azından birkaç şeyin mantıkla açıklanması mümkün mü? Elbette. Her şeyden önce bu ailenin kendilerine gereken haberleri hep rakiplerinden ve hatta siyasi yönetimlerden dahi önce almalarını sağlayan mükemmel bir haberleşme ağı var. Krallar daha konuşma yapmadan önce Rorhschild’ler onların ne söyleyeceklerini biliyorlardı. Bunun bir iş insanı için ne kadar büyük bir şey olduğunu anlamak mümkün. Rothschild’ler birlikte iş yaptıkları insanlarla çok yakın ilişkiler kurmaya azami özen gösterdiler. Onlara iş ortakları gibi değil, dostları gibi davrandılar. Bu da onlarla çalışan insanların tavır ve davranışlarını ve işe bakışlarını her zaman olumlu yönde etkiledi. Baba Amschel Mayer’in vasiyeti olan; serveti kimseye açıklamama, sırları ailenin dışına çıkarmama ve akraba içi evlilikler aile yasalarının hiç tereddüt etmeden uygulanması ve ailenin koyu gelenekçi oldukları bilinen Yahudi bir aile olması. Daha da önemlisi, yaklaşık 200 yıl finans ve siyaset dünyasında söz sahibi olmanın sağladığı güçlü bağlantılar, güçlü çevre nedeniyle her kuşağın bir öncekinden daha avantajlı olarak işe başlaması. Tabii ki hepsi bu değil, Rothschild’lerin hayatının karanlık yönleri de var. Bunlar belki açılır, belki de kuşaklar boyunca özenle gizlenerek devam eder. Ailenin bu eşsiz başarısının arkasında açıklanmamış sırlar var mı? İşin bu kısmını kestirmek biraz zor. Rothschild soy ismini taşımak büyük bir sorumluluk olmakla birlikte eşsiz bir ayrıcalıktır. Bankacı bir ailenin bu işi kuşaklar boyunca devam ettirmesi tarihte az rastlanan olaylardandır. Tarih boyunca bu tür aile bankalarının tamamı ya devam ettirilememiş ya da yeni yatırım bankaları tarafından ezilmiştir. Bunula birlikte yatırımcılık bankacılıkta üstün bir yeteneğin böyle nesilden nesle geçmesi de mükemmel bir örnektir. 200 yıldır Rothschild’ler dünyada söz sahibidirler. Çünkü Rothschild’lerden öneri almak, çağın bu modern ve karmaşık finans dünyasında hâlâ paha biçilmez bir şey. Bu aileyi bu kadar değerli yapan en önemli özellik de budur.

[Toplam:3    Ortalama:4.7/5]

CEVAP VER

Lütfen yorum yazınız !
Lütfen isminizi giriniz